Arama
Filters

Gençlik Vatanı ve Milleti İçin Ne Yapması Gerektiğinin Farkında! (Röportaj)

2016 | 0.abcalper | Büyük

İBB Gençlik Meclisi Röportaj 

"Gençlik Vatanı ve Milleti İçin Ne Yapması Gerektiğinin Farkında!" 

- Seni tanıyabilir miyiz?

İsmim Alper Yazıcı, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema öğrencisiyim, aynı zamanda Anadolu Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okuyorum.

- İBB Gençlik Meclisi’nde görevin ne?

Girişimcilik ve İnovasyon Komisyonu Başkanıyım.

- İBB Gençlik Meclisi’ne nasıl katıldın, Meclis’le ilk olarak nasıl tanıştın?

Meclis’le 5. Döneminde tanıştım, mülakatlara katıldım, ardından üye oldum, daha sonra Şubat 2015’te Tanıtım ve Medya Komisyonu Başkanlığı yaptım, 1 yıl sonra ise Girişimcilik ve İnovasyon Komisyonu’na geçtim.

- Peki, İBB Gençlik Meclisi’nde ne tür çalışmalar yapıyorsunuz, özellikle senin başkanlığını yaptığın Girişimcilik ve İnovasyon Komisyonu’nun hangi çalışmaları var?

Benim başkanlığını yaptığım komisyon İstanbul’daki gençlere girişimciliği anlatıyor, girişimcilikle ilgili Türkiye ve dünya genelinde örnek aldığımız kişileri tanıtıyoruz, Girişimcilik Otobüsümüzle okullara ve meydanlara giderek bu konuda seminerler düzenliyoruz. Bunun yanı sıra İstanbul gençliğinin sorunları için her ne yapılabilirse bununla ilgili çalışmalara da dâhil oluyoruz.  

- Yaptığınız çalışmaların amacı ne, genel olarak hedeflediğiniz şey nedir?

Ana amacımız gençlere girişimciliği sevdirmek, çünkü gençlerde girişimci olma konusunda korku var. Biz gençlere girişimciliğin korkulacak bir yanı olmadığını, kendi yeteneklerini geliştirerek kendi işlerinin patronu olabileceklerini anlatıyoruz, bunu yaparken başarılı girişimcileri misafir ederek onların tecrübelerinden istifade etmelerini sağlıyoruz.

- Girişimcilik konusunda birtakım eksiklikler mi görüyorsun?

Aslında bu Türkiye genelinde var olan bir durum, Türkiye’de girişimciliğe pek sıcak bakılmıyor. Son 5-6 yıldır gerek KOSGEB olsun gerek diğer kurumlar olsun, devletimiz bunlar aracılığıyla insanımızı girişimciliğe teşvik etmek için birçok çalışma yapıyor. Şu an genel olarak sayı iyi ama genç ve kadın girişimcilerin sayısı az. Türkiye’de ‘melek yatırımcı’ sayısı da az, bunun da artması lazım. Girişimciler büyümek üzere adım atmaktan korkuyorlar, dünyaya açılmak onlara biraz ütopik geliyor. Yani Türkiye’de başarılı adam ama aynı şeyi dünya genelinde yapamayacağını düşünüyor. Girişimciler dünyadaki modelleri Türkiye’ye getiriyorlar ama kendi modellerini meydana getirip dışarıya ihraç edemiyorlar. Var olanı buraya getirmekte başarılıyız, kendi modelimizi ortaya koyma ve bunu dışarıya götürme konusunda ise başarılı değiliz. Bunu dengelememiz lazım.

2016 | 0.abcalper1 | Büyük

- Sen üniversite öğrencisisin, üniversite gençliğini nasıl değerlendiriyorsun? Türkiye’de üniversite gençliğini değerlendirecek olursak senin görüşlerin nelerdir?

Üniversite gençliği olarak akademik anlamda iyi bir yerdeyiz, 81 ilde üniversite var, İstanbul’da üniversite sayısı bir hayli fazla. Gençlik kendisini akademik anlamda yetiştiriyor ama diğer yandan sosyal faaliyetler noktasında eksik kalıyor, STK’larda görev almıyor, okul tek başına öncelikli durumda. Oysa gençlerin okul bitene kadar kendilerini diğer alanlarda da yetiştirmeleri gerekiyor. İşte biz İBB Gençlik Meclisi çatısı altında gençlerin kendi projelerini hayata geçirmelerine imkân sağlıyoruz.

- Sence üniversite gençliğinin kendisini daha çok hangi konularda geliştirmeye ihtiyacı var?

Birincisi yabancı dil, yabancı dil konusunda biraz eksiğiz. Türkiye global arenada daha fazla ön plana çıkıyor, birçok uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapıyoruz, 15 Temmuz sürecinde dahi yabancı birine bir şeyler anlatabilmek için dil bilmenin ne kadar önemli olduğunu gördük. Tabii sadece İngilizce bilmekle iş bitmiyor, diğer dillere de önem vermek gerekiyor. Ne kadar çok lisan, o kadar çok insan! İkincisi sosyal sorumluluk projelerinde görev alma konusunda eksiklik var.

- Peki, daha genel çerçevede üniversite gençliğinden Türk gençliğine gelecek olursak, genel olarak durumu nasıl görüyorsun?

“Türk gençliği sosyal medyada zaman öldürüyor, gençlik bitmiş” gibi birtakım söylemler çok sık dillendiriliyor ancak 15 Temmuz’da bunun böyle olmadığını gördük, şehit ve gazilerimizin çoğu gençlerdi. Yani gençlik vatanı ve milleti için ne yapması gerektiğinin farkında, yeri geldiğinde canını da ortaya koyuyor ki bunu daha önce Çanakkale’de görmüştük. Diğer yandan gençlerin kendilerini yetiştirmeleri gerektiği de bir gerçek, özellikle daha önce belirttiğim konularda gençliğin kendisini yetiştirmesi lazım.

- Peki, sence genç olmak ne demek, gençliği bize nasıl tarif edersin?

Genç olmak az sorumluluk demektir. Belli bir yaştan sonra sorumluluklar artıyor, ya anne ya baba oluyorsunuz, eşinizin ve çocuklarınızın sorumluluğunu yükleniyorsunuz, dolayısıyla gençlik aynı zamanda daha çok vakit demek. Bu bakımdan aslında hayattaki en değerli zaman dilimi gençlik yıllarıdır.

- Tekrar Meclis’e gelecek olursak, Meclis’in çalışmalarına katılım oranını nasıl buluyorsun?

2 yıl içinde 900’e yakın etkinlik gerçekleştirdik, toplamda 2 milyon gence ulaştık ve bu sayı her geçen gün artıyor. Bunlar diğer gençlik örgütlerinin ulaşamayacağı sayılar. Burada 7/24 prensibiyle çalışıyoruz. Biz gençlerin bizim düzenlediğimiz etkinlere katılıp gitmelerini istemiyoruz, yani etkinli bitti ben gidiyorum, bunu istemiyoruz. Biz gençlerin aramıza katılmalarını, çalışmalarımızda yer almalarını istiyoruz, ne kadar çok kişi bize yardımcı olursa biz o oranda daha büyük kitlelere ulaşma şansı yakalarız. Toparlamak gerekirse katılımda düşüklük söz konusu değil, aksine bu konuda çok iyi bir yerdeyiz, inşallah bu sayı daha da aratacak.

2016 | 0.abcalper2 | Büyük

- Herkesin üzerinde ittifak ettiği bir değerlendirme var, Türk gençliğinin büyük bir potansiyele sahip olduğu ancak bu potansiyelin açığa çıkmadığı söyleniyor, bu herkesin ortak görüşü, peki bu potansiyelin ortaya çıkması için ne yapılması gerekiyor?

Mesela üniversite için sınav yapılıyor, alınan puana göre öğrenciler yerleştiriliyor, genç 18 yaşına geldiğinde ben şu mesleği yapacağım diye karar alıyor. Potansiyelin ortaya çıkarılabilmesi için gençlerin hangi konuya yatkın oldukları daha erken dönemlerde tespit edilmeli. Bugün ise üniversiteyi bitiren bir genç genellikle çalışma hayatından, yaptığı işten memnun değil, ben bir defa bu yola girdim, artık çıkışım yok diye düşünüyor. Bazı gençler ise ben bu bölüme başladım ama memnun değilim, bölümümü değiştireyim, şu bölüm bana daha uygun diye düşünüyor. Dolayısıyla gençlere kariyer planlamasında yardımcı olmak gerekiyor, kim hangi konuya ya da bölüme daha yatkın, bunların tespit edilmesi gerekiyor. Bazı üniversitelerde var bu, ilk yıl bölüm seçmiyorlar, önce fakülteye yerleşip daha sonra bölüm seçiyorlar. Diğer türlü olduğunda çoğunlukla cevher saklı kalıyor.

- Biraz da senden bahsedelim, kitaplarla aran nasıl?

İletişim Fakültesi öğrencisi olduğum için genellikle pazarlama konusunda kitaplar okuyorum. Bunun dışında roman okumayı seviyorum, daha çok polisiye romanlar okuyorum. Ayrıca Türk ve dünya klasikleri ilgimi çekiyor. Aylık bir okuma programım var, o programa sadık kalmaya çalışıyorum.  

- Kitap okumanın dışında boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?

Sportif etkinliklerimiz oluyor, satranca meraklıyım ve gezmeyi seven biriyim. Özellikle İstanbul içinde gezmeyi çok seviyorum, İstanbul tarihî bir şehir, girmediğiniz her sokakta aslında bir tarih yatıyor.

- Peki, İstanbul’un en çok neresini ve nesini seversin?

İstanbul denizin hüküm sürdüğü bir şehir, denizin hangi noktasından bakarsanız bakın tarih sizi karşılıyor, dolayısıyla benim İstanbul’da en çok sevdiğim yerler sahil hattıdır. Beşiktaş, Ortaköy, Bebek, Sarıyer, karşıda Üsküdar ve saire… Tarih anlamında ise Fatih… Bu semtleri daha çok seviyorum.

- Bir genç olarak İstanbul’un mevcut halini nasıl değerlendiriyorsun?

İstanbul, Belediye Başkanımız Dr. Kadir Topbaş’ın hizmetleriyle birlikte son 15 yılda dünyayla yarışır hale geldi. Metro hatları İstanbul ulaşımını büyük ölçüde rahatlattı. Mega projeler hayata geçirildi, 3. Köprü, 3. Havaalanı, Marmaray, Avrasya Tüneli, bunlar dünya genelinde dikkatleri İstanbul’a çeken önemli projeler. Tabii ki İstanbul her geçen gün nüfusu artan bir şehir, şehrimiz Türkiye’nin gözbebeği, ticaret, kültür-sanat, bütün alanlarda bu böyle. Kısacası İstanbul’un mevcut durumundan memnunum.

- İBB Gençlik Meclisi olarak bundan sonrası için hedefleriniz neler?

Başkanımız Samed Ağırbaş’ın global çapta yürüttüğü görevler var, BM’de oldukça etkiniz. İstanbul’daki gençlere ulaşma konusunda başarılı olduk, bundan sonra daha çok Türkiye ve dünya genelindeki gençlere yönelik çalışmalarımız olacak. Şu anda gençlik çalışmaları yürüten birçok kurum ve kuruluş bizi takip ediyor. Bunu Türkiye ve dünya geneline yaymayı hedefliyoruz.

- Senin başkanlığını yapmakta olduğun Girişimcilik ve İnovasyon Komisyonu’nun bundan sonrası için hedefi ne?

Gençlere girişimcilik konusunda nasıl katkıda bulunabiliriz ve onlara hangi fırsatları sunabiliriz, bunun üzerinde sürekli çalışıyoruz. Mentörlük düşüncemiz var, tecrübeli girişimcileri gençlerle buluşturarak tecrübe aktarımına katkıda bulunmaya devam edeceğiz, bu bağlamda dünya çapında ün kazanmış girişimcileri Türkiye’ye getirmek istiyoruz. Aynı şekilde dışarıdaki Türk girişimcileri de buraya davet edeceğiz, aslında onlar daha zor bir iş başardılar, dünyaya açıldılar ve daha önce yabancısı oldukları ülkelerde önemli yerlere geldiler.

- Son olarak Türk gençliğine ne söylemek istersin, mesajın nedir?

Kendimizi çok iyi yetiştirmemiz lazım. Biz büyük bir imparatorluğun bakiyesiyiz, Osmanlı torunuyuz, atalarımız dünyaya hükmettiler, bizim onları geçmemiz lazım, daha büyük işler başarmalıyız, bunun için de çok çalışmamız gerekiyor. Kendimizi iyi yetiştirmeliyiz, söyleyeceğim bu.

- Bize zaman ayırdığın teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.